İletişim Kodlamalarımız
İletişim, genel anlamıyla; Kişilerin birbirleri arasındaki duygu ve düşünce alışverişini içeren bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma durumuna bağlı bir karşılıklı etkileşimde bulunma süreci olarak ifade edilebilir. En basit iletişimde bile bir mesaj, mesajla gelen kodlar ve bunları anlama, anlamlandırma çabası vardır. Sağlıklı bir iletişim ancak, karşılıklı verilen mesajların olabildiğince doğru olarak anlaşılabilmesi ve yine aynı şekilde olabildiğince doğru bir şekilde geri bildirim verilebilmesi ile mümkün olabilmektedir. Taraflar arasında karşılıklı sözlü ve sözsüz mesaj alışverişleri süre giderken kimi zaman; Psikolojide iletişim kazaları olarak kavramsallaştırdığımız durumlar ortaya çıkabilir ki, bu durumlar çoğu zaman vuku bulur. Böylelikle iletişim kanalları tıkanabilir ve ilişkilerde iletişim çatışmaları baş göstermeye başlar. İnsan son derece karmaşık bir yapı olduğu kadar davranışlarının nedenleri altında yatan dinamiklerde bir o kadar kaotiktir. İletişimin bireysel farklılıklarımız çerçevesinde aslında ne denlide çetrefilli bir durum olduğunu davranış bilimcilerin son dönemlerde gerçekleştirdikleri bir çalışma epey çarpıcı bir şekilde ortaya koymakta. Bu çalışmada iletişim sürecindeki etkileşimde otuz farklı değişken belirlenmiş ve bunların birbirleri ile olan etkileşimlerine bakılmış.
Gerçekleştirilen bu çalışmada kişiler arası ilişkilerdeki etkileşim problemleri irdelenmiş. Araştırmacılar bu çalışmada çok fazla bireyle saatlerce kaydedilerek sürdürülen görüşmelerin çok dikkatli bir çalışma sonucu sentezlenmiş bulgularını ortaya koymuşlar. Buna göre her bir sergilenen davranış kişiler tarafından bir mesaj olarak algılanmaktadır. Böylelikle iki kişi A ve B birbirlerinin algı alanlarına girdiklerinde her ikisi de birbirini etkilemeye başlarlar. A’, B tarafından algılandığının farkına vardığında A’ın davranışları modifiye olmaya başlar. Aynı şey B içinde geçerlidir. B’nin davranışları da kendisinin A hakkında ki algılamalarının A tarafından fark edildiğini gözlediğinde modifiye olur. Bu durumda her birey iletişim süreci içinde bir kodlama sistemine sahip. Araştırma grubundaki kişilerin; kendilerine ilişkin algıları, başkalarına dair algıları ve başkalarının kendilerini nasıl algıladıklarına dair düşünceleri görüşmelerde kaydedilmiş ve sonra tüm bu kayıtların araştırmacılar tarafından çeşitli kombinasyonları ve permütasyonları ( A-B-C-D-E)(1-2-3-4-5)oluşturulmuş. Ortaya tablo 1’deki 30 farklı değişkeni içeren bir sonuç çıkmış. Araştırmanın amacı; kişilerarası ilişkilerde yaşanan durumların, kişinin intrapsişik yapısını ve süreçlerini nasıl etkilediğini irdelemek. Araştırmacılar ancak şu durumların birbirleri ile karşılaştırılarak bunun başarabileceğini düşünmüşler.
- Kişinin, kişilerarası ilişkilere dair deneyimini yaşamadan önceki ortaya koyduğu intrapsişik yapısı,
- Aynı yapının, kişilerarası deneyimden sonraki hali,
- Katılımcıların kişilerarası ilişkiler gerçekleşirken edindiği izlenimler.
Kişiler arası ilişkilerin yapısal bileşenleri olarak (abcde X 12345)’in kombinasyonlarını içeren toplam 30 değişken tablo I’de. Yani ( abcde ve 12345 )’in açılımları şunlar.
(a) Sosyal durum (b) Kişinin kendisi (c) Diğer kişi (d) Grubun içindekiler (e) Grubun dışındakiler. (1) İhtiyaçlar (2) Hedefler, idealler (3) Duygusal reaksiyonlar (4) Roller (5) Kişiler arası etkileşimde gerçekleştirilmesi gerekenler.
Ancak şunu da ifade etmek gerekiyor ki tüm bu yapısal bileşenlere ek olarak bu yapısal bileşenlerinde en az dört şekilde birbirleriyle karşılaştırılması gerekiyor.
Bunlar:
- Beklenti Aşaması:
- Kişinin kendi davranışları
- Diğer kişinin davranışlarını
- Ve kişinin, grubun davranışları ile ilgili beklenti aşamalarını içermektedir.
- Aksiyon aşaması:
Kişinin yoğun sosyal bir ilişkiye girdiğinde bu durumda kendi davranışlarını ve diğerlerinin davranışlarını nasıl algıladığı ile ilgilidir.
- Değerlendirme Aşaması:
Kişi, kendi davranışlarının ve diğerlerinin davranışlarının sonuçlarına göre bir değerlendirme yapar.
- Verilerin analiz edilme Aşaması:
Bu aşamada kişi tüm yaşadığı olayların sonuçlarından bir yordama yapar. Bu dört süreç ve bu süreç içinde kişinin kendi kendine sorduğu sorularda tablo II’ de gösterilmiştir.
TABLO I KİŞİLER ARASI İLİŞKİLERİNİN YAPISAL BİLEŞENLERİ
KİŞİNİN BİREYSEL İZLENİMLERİ /
|
İÇSEL DURUMLAR
|
DIŞSAL DURUMLAR | ||||
1
İHTİYAÇLAR |
2
HEDEFLER İDEALLER |
3
DUYGUSAL REAKSİYONLAR |
4
ROLLER |
5
KİŞİLERARASI GERÇEKLEŞTİRİLMESİ GEREKENLER
| ||
A.
SOSYAL DURUM
|
SOSYAL İHTİYAÇLAR
|
SOSYAL HEDEFLER İDEALLER
|
SOSYAL OLARAK DIŞA VURULAN DUYGULAR
|
SOSYAL STATÜ |
SOSYAL KURALLAR | |
B.
BEN (KİŞİNİN KENDİSİ ) |
KİŞİSEL İHTİYAÇLAR
|
BİREYİN HEDEFLERİ İDEALLERİ
|
KİŞİSEL DUYGULAR
|
BİREYSEL ROL |
BİREYİN YERİNE GETİRMESİ GEREKENLER | |
C.
SEN (DİĞER KİŞİ) |
DİGER KİŞİNİN İHTİYAÇLARI
|
DİĞER KİŞİNİN HEDEFLERİ İDEALLERİ
|
DİĞER KİŞİNİN DUYGULARI |
DİĞER KİŞİNİN ROLÜ |
DİĞERİNİN YERİNE GETİRMESİ GEREKENLER
| |
D.
BİZ (GRUBUN İÇİNDEKİLER) |
GRUBUN İHTİYAÇLARI
|
GRUBUN HEDEFLERi İDEALLERi
|
GRUPTAKİLERİN REAKSİYONU |
GRUBUN İÇİNDEKİLERİN GRUBUN DIŞINDAKİLERE GÖRE KONUMU |
GRUP İÇİNDEKİLERİN YERİNE GETİRMESİ GEREKENLER
| |
E.
ONLAR (GRUBUN DIŞINDAKİLER) |
GRUP DIŞINDAKİLERİN İHTİYAÇLARI
|
GRUP DIŞI HEDEFLER İDEALLER |
GRUBUN DIŞINDAKİLERİN GURUBUN İÇİNDEKİLERE GÖRE STATÜSÜ |
GRUBUN DIŞINDKİLERİN GRUBUN İÇİNDEKİLERE GÖRE STATÜSÜ |
GRUP DIŞINDAKİLERİN YERİNE GETİRMESİ GEREKENLER
| |
TABLO II KİŞİLER ARASI İLİŞKİLERİNİN YAPISAL AŞAMALARI
KİŞİNİN ZİHNİNDE ÜRETTİĞİ OLASI BİREYSEL SORULAR
|
İÇSEL DURUMLAR
|
DIŞSAL DURUMLAR | ||||
1
İHTİYAÇLAR |
2
HEDEFLER İDEALLER |
3
DUYGUSAL REAKSİYONLAR |
4
ROLLER |
5
GERÇEKLEŞTİRİLMESİ GEREKENLER
| ||
A. KİŞİNİN ORTAMA İLİŞKİN BEKLENTSİ
|
BUNDAN NE ELDE EDİLECEK? |
NE OLACAK?
|
NE HİSSEDİLECEK?
|
ROLLER NE OLACAK?
|
YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR? | |
B.
KİŞİNİN KENDİSİNE İLŞKİN BEKLENTİSİ |
BEN BUNDAN NE ELDE EDECEĞİM?
|
BANA NE OLACAK?
|
BEN NE HİSSEDECEĞİM?
|
BENİM ROLÜM NE OLACAK? |
BENDEN YAPILMASI İSTENEN NELERDİR? | |
C. KİŞİNİN DİĞERİNE İLŞKİN BEKLENTİSİ |
SEN BUNDAN NE ELDE EDECEKSİN?
|
SANA NE OLACAK? |
SEN NE HİSSEDECEKSİN? |
SENİN ROLÜN NE OLACAK? |
SENDEN YAPILMASI İSTENENLER NELERDİR?
| |
D.
KİŞİNİN GRUBUN İÇİNDEKİLERDEN BEKLENTİSİ |
BİZ BUNDAN NE ELDE EDECEĞİZ?
|
BİZE NE OLCAK?
|
BİZ NE HİSSEDECEĞİZ? |
BİZİM ROLÜMÜZ NE OLACAK? |
BİZDEN YAPILMASI İSTENENLER NELERDİR?
| |
E.
KİŞİNİN GRUBUN DIŞINDAKİLERDEN BEKLENTİSİ |
ONLAR BUNDAN NE ELDE EDECEKLER?
|
ONLARA NE OLACAK? |
ONLAR NE HİSSEDECEKLER? |
ONLARIN ROLLERİ NE OLACAK? |
ONLARDAN YAPILMASI İSTENENLER NELERDİR?
| |
Bu çerçeve içerisinde insanoğlunun açıkça kendisine dair bildikleri ve kendisine karşı körleştiği noktalar vardır ki bu açıkça bilinenler kendimizce bilinenler ve de bize dair başkalarınca bilinenleri oluşturur. Körleştiğimiz yönlerimiz ise kendimizce bilinmeyenlerdir. Dolaysıyla tüm bu karmaşık durum, bireysel farklılıklarımız, kendimizce var olan algılarımız, iletişimsel kodlamalarımızı oluşturmakta. Yukarıdaki tablolardaki onca değişkenin varlığı tüm bunlar iletişimi ve kişiler arası etkileşimi son derece meşakkatli bir hale getiren unsurlar olarak karşımıza çıkmaktalar. Bilişsel yapılanmamızın bu karmaşıklığımı transaksiyonel analiz yaklaşımının Ego durumları kavramı ve temas iletileri kavramları çerçevesinden irdelersek tablo biraz daha netleşebilir.
Ebeveyn ego durumu bireyin yaşamında karşılaştığı ebeveyn figürlerinin duygu, düşünce ve davranış örüntüleri takımıdır. Bireyin yaşamında yer alan ebeveyn figürlerinin yaşadığı duygu, düşünce ve davranışlardan oluşmaktadır. Bir anlamda, bizim yaşamla baş etmek üzere başkalarından ödünç olarak aldığımız duygu, düşünce ve davranışlardır. Ebeveyn kayıtları, diğer ego durumlarının kayıtları gibi, yaşam boyu eklenerek artar.
Bir kimse başkalarına ve çevresine tepkide bulunurken veya uyarıcı gönderirken, eğer bu kayıtlarını harekete geçirecek şekilde enerjisini yönlendiriyorsa veya bu kayıtlardakine benzer yeni yaşantılar içindeyse Ebeveyn ego durumundadır. Aynen bu kayıtlarda olduğu gibi veya bunlara benzer şekilde hissetmektedir, düşünmektedir ve davran maktadır.
Çocuk ego durumu bireyin yaşamla baş etmek üzere kendi potansiyelini işe koşarken kendisinin “oluşturmuş olduğu ve çocukluğundan da izler taşıyan duygu, düşünce ve davranış örüntüleri takımıdır. Buradaki çocuk kavramı ile yaşamın başından sonuna kadar her an her zaman temel varlığı korumaya yönelik olan yaşantılar kastedilmektedir. Onun için bu ego durumu, yalnızca çocukluğa ilişkin yaşantılardan oluşmaz. Bir yetişkin tüm yaşamı boyunca varlığını korumak için uyarıcılar almak ve tepkilerde bulunmak durumundadır. Kişiliğin bir anlamda en orijinal kısmını oluşturan bu yaşantılar, hem yeni yaşantıların eklenmesiyle hem de çocukluğundakilerin aynısının tekrarlanmasıyla yaşam boyu sürer gider.
Bir kimse başkalarına ve çevresine tepkide bulunurken veya uyarıcı gönderirken, eğer bu kayıtlarını harekete geçirecek şekilde enerjisini yönlendiriyorsa veya bu kayıtlardakine benzer yeni yaşantılar içindeyse Çocuk ego durumundadır.
Yetişkin ego durumu şu andaki gerçeğe uygun olan ve diğer iki kategoriden özerk duygu, düşünce ve davranış örüntüleri takımıdır. Çocuk ego durumundan farklı olarak, nesnel verilen işleyerek yaşamda karşılaşılan her tür problemin çözümüne yönelik yaşantılardan oluşmaktadır. Çocuk ego durumunda ise öznel algılamaya dayalı olarak problem çözme yaşantıları bulunmaktadır. Yetişkin ego durumu, geçmişe değil şu an’a yönelik olduğundan, Ebeveyn ego durumundan da farklıdır.
Bir kimse başkalarına ve çevresine tepkide bulunurken veya uyarıcı gönderirken, eğer bu kayıtlarını harekete geçirecek şekilde enerjisini yönlendiriyorsa veya bu kayıtlardakine benzer yeni yaşantılar içindeyse Yetişkin ego durumunda- d ir.
Ego durumları, şu anda yaşamakta olan gerçek bir kimseyi ve bu kimsenin daha önceki yaşantılarının tümünü temsil etmektedir. Her bireyin kayıtları kendine özgü olduğundan, ego durumlarının içeriği herkeste aynı olmayacaktır. Ancak bu yaşantılar yukarıda verilen ölçütlere göre sınıflandırıldığında, ortak bazı yönler söz konusu olacaktır.
Ebeveyn ego durumu; daha önce de belirtildiği gibi, başta ebeveynler olmak üzere dış kaynaklardan alınan tutum ve algılama şeklindeki davranışları içermektedir. Kişinin yaşamında anlamlı olan otorite figürlerle olan ilgili algılamaların kayıtlarıdır. Bu kimselerin duygu, düşünce ve davranışlarının kopya edilerek saklanmasıyla oluşmaktadır.
Yetişkin ego durumu; burada ve şimdi tepkilerini verirken ortaya çıkan duygu, düşünce ve davranışları içermektedir. Aklı başında bir insan olarak kullanılan tüm gerçeği test etme ve problem çözme stratejileri burada depolanmaktadır. Yetişkin ego durumunda çevredeki gerçeğin test edilmesi değil, ayrıca kendi Ebeveyn ve Çocuk ego durumunun içeriğinin, aklı başında bir insan olarak değerlendirilmesi de yer alır.
Çocuk ego durumu; bireyin yaşamla baş etmek zere öznel bir algılamaya dayalı olarak kendi malzemesiyle verdiği tepkileri, bu tepkileri verirken yaşadığı duyguları ve düşünceleri içermektedir.
Fonksiyonel analiz, bireylerin ego durumları malzemelerini hem içsel olarak hem de başkalarıyla ilişkilerinde harekete geçirmeleri ile ilgilidir. Bu nedenle günlük yaşamda dışarıdan görülebilenlere ilişkindir.
TEMAS İLETİLERİNDE ALIŞVERİŞ SORUNU
Bir temas iletisi, yalnızca sözsüz olarak da iletilebilmektedir. Sözel olarak iletilen bir temas iletisi ise kaçınılmaz olarak sözsüz bir temas iletisini de içermektedir. Bir temas iletisinin birey üzerindeki etkisi, burada sözel ve sözsüz ileti arasındaki tutarlılığa dayalıdır. Sözel ve sözsüz mesajlar bakımından tutarlı olan olumlu koşulsuz bir temas iletisi (saf bir aşkta yaşandığı gibi), çok yoğun bir hoşlanma yaratarak temas ihtiyacının üst düzeyde karşılanmasına yol açar. Eğer sözel ve sözsüz iletiler arasında bir tutarsızlık varsa, sözsüz iletinin alınması ve sözel olarak iletilenin göz ardı edilmesi olasılığı çok yüksektir. Bir anne, çocuğuna “Ah canım yavrum” derken sert bir yüz ifadesi varsa ve katı bir beden duruşunda ise çocuk büyük bir olasılıkla bunu olumsuz bir temas iletisi olarak alacaktır.
Uyumsuz davranışların nedenlerini anlayabilmede, ayrıca temas iletilerinin yararlı ya da zararlı olması durumu önem kazanmaktadır. Koşullu temas iletileri, gözlenen davranışlar bakımından uygun ve yerinde bir sınırlama getirdiğinde sosyalleşme sürecinde önem kazanmaktadır. ‘Çoraplarının kokusundan nefret ediyorum’ ifadesi ile karşılaşan bir kimse, ayak temizliğine dikkat ederse başkalarına olumsuz, bir temas iletisi (ayak kokusu) göndermeyecektir. Üstelik temiz ve hoş olmakla, kendi kendine de olumlu bir temas iletisi sağlayacaktır. Ancak aşırı sınırlamalar söz konusu olduğunda da, bu zarar verici ya da yararsız olacaktır. Başka insanlarla ahbaplık etmenden hoşlanmıyorum’ şeklindeki bir ifade ile karşılaşan kimse, ya hiç kimseyle ahbaplık etmeyecek ve zengin temas iletileri sağlama kaynaklarından kendini mahrum bırakacaktır ya da bu kişiden koşullu, olumsuz olan bu temas iletisini almaya devam edecektir. Veya bu kimseyle olan ilişkisini kesip, bir temas iletisi kaynağından uzaklaşacaktır.
Herkesin temas iletisi iştahı kendine özgüdür, ancak bu ihtiyaç niceliksel olarak aşağı yukarı herkesle benzerdir (Woollams ve Brown, l978). Çocukluğunda yararlı temas iletileri almamış olan insanlar, yetişkin yaşamlarında yararlı temas iletilerini vermekte zorlandıkları gibi kendilerine verilen yararlı temas iletilerini almakta zorluk yaşar. Yaşamdaki varoluş boşluğuyla herhangi bir temas iletisi almadan baş etmek güçleşeceğinden, bu kimseler hiç temas almamaktansa, hiç yoktan en kötü yaklaşımıyla, var oluşlarını hiç olmazsa onanması için çocukluklarında yaşadıkları türden temas iletilerini arar (Pitman, 1984). Bunlar çoğunlukla olumsuz nitelikteki temas iletileridir.
Temas iletileri, dışsal ve içsel olmak üzere iki temel kaynaktan sağlanmaktadır. Bir kimsenin bakışı ya da sözleri, bir manzara ya da müzik, bireyin dışındaki kaynaklardan alınabilen dışsal temas iletileridir. Temas iletilen, içsel kaynaktan da sağlanabilir. Bir kimsenin eski anıları, fantezileri ve düşünceleri aynen sosyal bir iletişimde olduğu gibi uyarıcı açlığını doğurmaya yaramaktadır. Bu anlamda herkesin bir temas iletisi bankası vardır. İnsanlar bazen farkında olarak, bazen olmadan kendi bankalarından istedikleri türde (olumlu-olumsuz, yararlı-yararsız ve koşullu-koşulsuz) temas iletilerini alarak kullanır. İçsel temas iletileri de, dışsal temas iletileri gibi gerginliği azaltmaya, istenmeyen bir durumdan kaçınmaya ve kurulan dengenin sürdürülmesine yaramaktadır (Berne,1964a). Temas iletisi bankası, daha çok zamanın geri çekilme şeklinde yapılandırılması sırasında kullanılmaktadır.
Değişik temas iletileri, değişik ego durumlarına yöneliktir. Örneğin, enflasyon ’, ‘hayat pahalılığı’ veya ‘Ne olacak bu memleketin hali?’ konulu bir konuşmayı başlatmak isteyen bir kimse, karşısındaki kimsenin Ebeveyn ego durumuna, kendi Ebeveyn ego durumundan bir temas iletisi göndermektedir. Böylece de zamanı vakit geçirme şeklinde yapılandırmak üzere bir davette bulunmaktadır. Karşı taraf bu davetiyeyi alarak tamamlayıcı bir transaksiyonu gerçekleştirebilir. ‘Sorma yahu biliyor musun …’ gibi. Ya da, seçeneklerini gözden geçirerek başka bir tepkide bulunabilir.
Herkes kendisine gönderilen uyarıcıları almak bakımından kendine özgü bir şekilde seçici davranmaktadır. Farkında olarak veya olmayarak, istediğimiz türde temas iletilerini alır, istemediklerimizi almayız. Özerk ve sağlıklı bir yaşamı olan insan: gerçekçi, yararlı temas iletilerini alır ve değerlendirir. Kendini temelde olumsuz olarak algılayan, OKEY olarak hissetmeyen bir kimse ise gönderilen temas iletilerini daha çok farklı bir şekle dönüştürerek yani çarpıtarak algılamaktadır. Genellikle kendisine verilen olumlu iletilenini almaz, alsa da abartılı olarak alır ama yararsız iletileni de büyük bir iştahla alır. ‘A üstündeki ne kadar güzel, sana da çok yakışmış’ şeklindeki bir ifadeye: ‘Aman canım çok eski bir şey’ şeklinde bir dudak bükmeyle veya “A beni seviyor’ şeklinde bir abartmayla ya da doğal olarak teşekkür ederim’ şeklinde içten bir gülümsemeyle de tepkide bulunabilir.
Temas iletilerini almadaki seçicilik, temas iletisi süzgeç kavramı ile ifade edilmektedir. Herkesin temas iletileri süzgeci, kendine özgüdür. Gerçeği test etme ve ayırdında olma bakımından üst düzeyde olan insanların süzgeci, çok fazla filtreleme yapmaz. Alt düzeyde olan insanlarda ise bu filtreleme çok sıkıdır ve hatta bozuktur, gelen iletileri abartma veya indirim şeklinde çarpıtmaya çok eğilimlidir. Temas iletisi süzgeci, belli bir ego durumuna gelen uyarıcıları almak belli bir ego durumuna gelenleri ise almamak şeklinde de bir filtreleme yapabilir. Sonuç olarak kişiler arası ilişkilerinin yapısal bileşenleri temellerini öncelikli olarak bireyin ego durumlarından almakta, algısal süzgeç bu doğrultuda işlemekte ve temas iletilerinin bu kadar çok değişkenli olmasının kaynağı da burada yatmaktadır…