“Dilek Hanım’la yolum epey bir süre önce kesişti. Onunla tanıştığımda, o hemen hemen şimdi
benim olduğum yaştaydı. Çok ciddi olarak Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) hastasıydım.
Düşünceler, takıntılar hayatımı öylesine esir almıştı ki bedenimin kendiliğinden işleyen doğal
rutinlerini bile zihnimde tasarlamaya, kurgulamaya çalışıyor ve bunlardan dolayı endişe, kaygı
ve stres yaşıyordum. Aslında ben bu rahatsızlığı ilk olarak 13 yaşındayken yaşamıştım. O
zamandan bu yana belli dönemlerde bu rahatsızlığımın akutlaştığı oluyordu. 18 yaşından itibaren
psikiyatri ilaçları kullanmaya başladım. Dilek hanımla tanıştığımda rahatsızlığım yine akut hale
gelmişti. Ama şöyle bir fark vardı: Daha önceleri yaşadığım şeyleri tanıdığımı düşünüyor,
rahatsızlık çeksem de bunun nasıl geçebileceğine ya da en azından ne zaman geçebileceğine dair
güven duyuyordum. Fakat bu kez böyle olmamıştı. Gerçekten de 13 yaşında yaşadığım halden
bile berbattım. Gündelik faaliyetlerimi bile yerine getirmekte inanılmaz zorlanıyordum. Hayattan
zevk almak denen şeyse benim için o dönemde bir hayaldi.
Dilek Hanım’la görüşmeye başladıktan sonra ilk fark ettiğim şu oldu: O, benim yaşadığım şeyin
farkındaydı. Yani hem dışarıdan bir gözle bir uzman olarak beni anlıyordu hem de empati
kurabiliyordu. Onda en çok hoşuma giden şeylerden biri de bana hiç hayal satmaması oldu. Bazı
şeylerin zamanla değişeceğini, bazı şeylerin çok az değişeceğini bazı şeylerin hiç
değişmeyebileceğini bile söyledi. Uzun yıllar sonra bir kap rahatsızlığı yaşadığımda doktorumun
kalp rahatsızlığımla ilgili bana benzer şeyler söylemesi işinde uzman kişilerin ortak
noktalarından birinin bu olduğunu fark etmemi sağladı: Hayal satmıyorlardı, insanın önünde
belirsiz bir hayat olduğunu, pek çok olaya, deneyime maruz kalabileceğimizi ifade ediyorlardı.
Peki Dilek Hanım hayal satmıyor, o halde o hiçbir değişiklik vaat etmiyor mu? Hiçbir şey
yapmayacaksa neden ondan terapi alalım? Hayatta başımıza gelebilecek çok şey var, hepimizin
başına da aynı ya da benzer şeyler gelebilir, gelebiliyor. Erken yaşta annesini kaybeden binlerce
çocuk vardır örneğin. Ama hepimiz aynı hayatları yaşamıyoruz. Yaşadıklarımıza farklı tepkiler
veriyoruz. Bu tepkilerimizi belirleyen şeyse biziz. Daha dirençli, güçlü, neşe dolu olabileceğimiz
gibi her daim umutsuz, korkak, sıkıntılı olabiliriz. Diyelim neşelenmek konusunda kendimize
şınır koyuyoruz? Peki o sınırı nasıl aşacağız? Sınırı koyan da biziz o sınırı aşması gereken de.
Kendi koyduğumuz sınırı nasıl aşacağız? İşte Dilek Hanım’ın terapileri bana tam da bunu
öğretti. Kendi kendimize koyduğumuz sınırları aşabilmeyi. Bunu tek başımıza yapmamızsa pek
kolay değil, zaten terapi de bu yüzden var.
Ben Dilek Hanımla yaptığım uzun görüşmeler sonucunda OKB rahatsızlığımı yendim. Ona
sorardım, bu hastalık geçebilecek mi diye? Tıkı kalp doktorum gibi konuşurdu. Cevabıysa zaman
verdi, kurtuldum. Fakat ben bugün sadece OKB’den kurtulmuş bir insan değilim. Potansiyelini
sonuna kadar kullanan, sadece kendine değil diğer insanlara da neşe veren biriyim. Aslında
benim karakterimde bu canlı, neşeli yan hep vardı ama bir o kadarda kendi içimde muazzam
savaşlarım ve öfkem vardı. Bunların önemli bir kısmı artık yok, diğer kısmını ise kabullendim ve
sonuçta hayatımda her biri bir engel olmaktan çıktı. Kesinlikle abartmıyorum, Dilek Hanım
hayatıma belki de ne büyük dokunuşları yapmış olan birkaç insandan biri.
Dilek Hanım’da alanında başarılı olduğunu düşündüğüm insanlarda ortak olarak gördüğüm
ikinci şeyse kendini sürekli geliştiriyor olması. Başta ben ona gittiğimde o benim şimdiki
yaşımdaydı dedim. Dilek Hanım’ın terapilerinde sadece beni ve diğer danışanlarını değil kendini
de geliştirdiğine bizzat tanık oldum. O da bir terapist olarak bbirlikte çıktığımız yolculuktaki kişi
değil, başka biri. Eğer “teknik” konuşmak gerekirse, bence alanında daha da iyi hale geldi. Bunu
mümkün kılan, daha doğrusu insanın kendisini geliştirmesini mümkün kılan şey o işe tutkuyla
bağlı olması. Dilek Hanım bu işi gerçekten seviyor, belki ben de işimi çok sevdiğim ve kendimi
geliştirmeye önem verdiğim, bunu sadece daha iyi bir pozisyon, konum için değil mutlu
olduğumdan dolayı yaptığımdan frekanslarımız da çok uyuştu.
Çok uzun yazdım: Bence terapiye ihtiyacınız varsa ki hemen her insanın olabilir, Dilek Hanım’ın
size çok iyi gelebileceğini düşünüyorum. Bu vesileyle de ona bir kez daha teşekkür ediyorum”