...

Sizden Gelenler

“Ben bipolar tanısı almış biriyim ve yıllarca birbirini takip eden mani ve depresyon ataklarıyla uğraştım. Atakların sıklığı ve derinliği çok fazlaydı. İlaçların yan etkileriyle ilgili de bir çok hastane yatışı yaşadım.Dilek hanımla seanslara başladıktan sonra süreç içerisinde bu atakların sıklığı azaldı ve derinliği de . En güzeli artık depresyon geldiğinde bunun bir süreç olduğunu ve geçeceğini biliyordum. Bu ataklarla mücadele edebilmeyi dilek hanım sayesinde öğrendim. Ve son 2 senedir bi atak yaşamadım bu çok büyük bir şeydi benim için. dilek hanımın bir çok ekolü harmanlayarak yaptığı terapiler hayatımın her alanında beni dönüştürdü ve dönüştürmeye devam ediyor. Hayattaki her canlı için büyük bir sevgi bulunan kocaman kalbinize teşekkür ederim. İyi ki varsınız Dilek hanım”
Y. G.
“Bana hayatımı geri veren kadın... Nasıl yaptı bilmiyorum ama, ama artık kendimin de bir hayatı olduğunu biliyorum ve onu güzelleştirmek, onurlandırmak için yaşıyorum. Bunu hayal bile edemezdim, ama artık hayatım sadece kendi ellerimde... Bunun anlamını, nasıl bir yaşam başarısı olduğunu anlatabilmeyi çok isterdim. O kadar iyi değil, henüz... Diliyorum ki; evren, yaradan... tüm bunları yazabilmesi için Dilek Hanım'ın kendisine tüm güzellikleriyle sağlık ve kolaylıklar versin... Size onu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama deneyeyim: Mesela pek çok psikolog yine pek çok psikoterapi yönteminden söz ederler ama genelde yalnızca biriyle çalışırlar. Dilek Hanım'ı tek yönteme sığdırmak mümkün değildir, taşar.. O, öyle çalışmaz. Akademik bilgisinin yanında; tecrübeleri, uygulamaları, deneyimleri sonsuz gibidir. Eğer almak istiyorsanız, cevap alamayacağınız bir konu olduğunu düşünmüyorum. Ve yine seanslarda hiç not aldığını görmedim mesela.. Ancak, anlattığınız hiçbir ayrıntıyı unutmaz ve sizi sizden iyi tanır.. Öyle sanıyorum ki;Dilek Hanım için psikolog olmak, meslekten öte bir şeydir. Çünkü kendisi; iyileşme gösteren, çabası olan, kendisinden alabilen hiçbir danışanını bırakmamıştır. (Beni ve yakınımı bırakmamış olması yeterli bir kanıttır ve eminim bizim gibi başkaları da vardır.) Ve yine öyle sanıyorum ki; alamayan ve ilerleyemeyenleri de şahsi menfaatlerini düşünerek barındırmamıştır, seanslarına son vermiş olabileceğini tahmin ediyorum. Sözün öz'ü; bence N. Dilek Yılmaz, dünya üzerinde eşsiz bir psikologtur ve sanki psikolog olmamış, öyle yararatılmıştır.. .”
C.G.
“Yaşadığım kötü bir tecrübeden dolayı psikoterapi mesafeli olduğum bir konuydu. Fakat Dilek Hanım daha ilk seanstan bu defa doğru yerde olduğuma beni ikna etmişti. Müthiş bir enerjisi var, tecrübesi ve bilgisi muazzam. Zaman zaman yaptığı nokta atışlarıyla beni çok şaşırtır. Tek bir terapi yöntemine bağlı kalmaz, farklı yaklaşımlardan da faydalanır. Uygulayacağı yöntemlerle ilgili detaylı bilgi verir. Bunları yaparken hep güvende ve rahat hissetmemi sağlar. Terapi sürecini kendime yolculuk olarak tanımlıyorum, zor bir yolculuk, bu yolculuğu Dilek Hanım ile yaptığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.”
G.K.
“Dilek hanım benim için bir terapistten çok öte, çoğu zaman hayat kurtaran bir melek olmuştur. O olmasaydı bu kadar devam edebilir miydim bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki hayatım boyunca en çok etkisini gördüğüm kişidir ve şimdi olduğum insanda ailem kadar pay sahibidir. Söylenecek şeyleri yazıya dökmek çok zor ve bunlar onun bana verdiklerinin çok az bir kısmı..”
M.S.A.
“Dilek Hanım bana gerçekten çok yardımcı oldu. Oldukça anlayışlı ve her zaman ihtiyaçlarıma göre uyum sağlayabilen bir yaklaşım sergilemesi, daha önce birçok terapistle devam edememe rağmen kendisiyle 6 senedir terapiye devam edebilmemi sağladı. Sorunlarımı multidisipliner bir bakış açısıyla değerlendirmesi, kendimi daha iyi anlamama çok yardımcı oldu. Bu sayede seanslar boyunca kendimi güvende hissettim ve büyük fayda gördüm. Dilek Hanım’ı herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim”
N.E.
“Dilek Hanım’la yolum epey bir süre önce kesişti. Onunla tanıştığımda, o hemen hemen şimdi benim olduğum yaştaydı. Çok ciddi olarak Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) hastasıydım. Düşünceler, takıntılar hayatımı öylesine esir almıştı ki bedenimin kendiliğinden işleyen doğal rutinlerini bile zihnimde tasarlamaya, kurgulamaya çalışıyor ve bunlardan dolayı endişe, kaygı ve stres yaşıyordum. Aslında ben bu rahatsızlığı ilk olarak 13 yaşındayken yaşamıştım. O zamandan bu yana belli dönemlerde bu rahatsızlığımın akutlaştığı oluyordu. 18 yaşından itibaren psikiyatri ilaçları kullanmaya başladım. Dilek hanımla tanıştığımda rahatsızlığım yine akut hale gelmişti. Ama şöyle bir fark vardı: Daha önceleri yaşadığım şeyleri tanıdığımı düşünüyor, rahatsızlık çeksem de bunun nasıl geçebileceğine ya da en azından ne zaman geçebileceğine dair güven duyuyordum. Fakat bu kez böyle olmamıştı. Gerçekten de 13 yaşında yaşadığım halden bile berbattım. Gündelik faaliyetlerimi bile yerine getirmekte inanılmaz zorlanıyordum. Hayattan zevk almak denen şeyse benim için o dönemde bir hayaldi. Dilek Hanım’la görüşmeye başladıktan sonra ilk fark ettiğim şu oldu: O, benim yaşadığım şeyin farkındaydı. Yani hem dışarıdan bir gözle bir uzman olarak beni anlıyordu hem de empati kurabiliyordu. Onda en çok hoşuma giden şeylerden biri de bana hiç hayal satmaması oldu. Bazı şeylerin zamanla değişeceğini, bazı şeylerin çok az değişeceğini bazı şeylerin hiç değişmeyebileceğini bile söyledi. Uzun yıllar sonra bir kap rahatsızlığı yaşadığımda doktorumun kalp rahatsızlığımla ilgili bana benzer şeyler söylemesi işinde uzman kişilerin ortak noktalarından birinin bu olduğunu fark etmemi sağladı: Hayal satmıyorlardı, insanın önünde belirsiz bir hayat olduğunu, pek çok olaya, deneyime maruz kalabileceğimizi ifade ediyorlardı. Peki Dilek Hanım hayal satmıyor, o halde o hiçbir değişiklik vaat etmiyor mu? Hiçbir şey yapmayacaksa neden ondan terapi alalım? Hayatta başımıza gelebilecek çok şey var, hepimizin başına da aynı ya da benzer şeyler gelebilir, gelebiliyor. Erken yaşta annesini kaybeden binlerce çocuk vardır örneğin. Ama hepimiz aynı hayatları yaşamıyoruz. Yaşadıklarımıza farklı tepkiler veriyoruz. Bu tepkilerimizi belirleyen şeyse biziz. Daha dirençli, güçlü, neşe dolu olabileceğimiz gibi her daim umutsuz, korkak, sıkıntılı olabiliriz. Diyelim neşelenmek konusunda kendimize şınır koyuyoruz? Peki o sınırı nasıl aşacağız? Sınırı koyan da biziz o sınırı aşması gereken de. Kendi koyduğumuz sınırı nasıl aşacağız? İşte Dilek Hanım’ın terapileri bana tam da bunu öğretti. Kendi kendimize koyduğumuz sınırları aşabilmeyi. Bunu tek başımıza yapmamızsa pek kolay değil, zaten terapi de bu yüzden var. Ben Dilek Hanımla yaptığım uzun görüşmeler sonucunda OKB rahatsızlığımı yendim. Ona sorardım, bu hastalık geçebilecek mi diye? Tıkı kalp doktorum gibi konuşurdu. Cevabıysa zaman verdi, kurtuldum. Fakat ben bugün sadece OKB’den kurtulmuş bir insan değilim. Potansiyelini sonuna kadar kullanan, sadece kendine değil diğer insanlara da neşe veren biriyim. Aslında benim karakterimde bu canlı, neşeli yan hep vardı ama bir o kadarda kendi içimde muazzam savaşlarım ve öfkem vardı. Bunların önemli bir kısmı artık yok, diğer kısmını ise kabullendim ve sonuçta hayatımda her biri bir engel olmaktan çıktı. Kesinlikle abartmıyorum, Dilek Hanım hayatıma belki de ne büyük dokunuşları yapmış olan birkaç insandan biri. Dilek Hanım’da alanında başarılı olduğunu düşündüğüm insanlarda ortak olarak gördüğüm ikinci şeyse kendini sürekli geliştiriyor olması. Başta ben ona gittiğimde o benim şimdiki yaşımdaydı dedim. Dilek Hanım’ın terapilerinde sadece beni ve diğer danışanlarını değil kendini de geliştirdiğine bizzat tanık oldum. O da bir terapist olarak bbirlikte çıktığımız yolculuktaki kişi değil, başka biri. Eğer “teknik” konuşmak gerekirse, bence alanında daha da iyi hale geldi. Bunu mümkün kılan, daha doğrusu insanın kendisini geliştirmesini mümkün kılan şey o işe tutkuyla bağlı olması. Dilek Hanım bu işi gerçekten seviyor, belki ben de işimi çok sevdiğim ve kendimi geliştirmeye önem verdiğim, bunu sadece daha iyi bir pozisyon, konum için değil mutlu olduğumdan dolayı yaptığımdan frekanslarımız da çok uyuştu. Çok uzun yazdım: Bence terapiye ihtiyacınız varsa ki hemen her insanın olabilir, Dilek Hanım’ın size çok iyi gelebileceğini düşünüyorum. Bu vesileyle de ona bir kez daha teşekkür ediyorum”
Ekin Kadir Selçuk